pazartesi itirafları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pazartesi itirafları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2010 Pazartesi

Kitlendim

Bir Pazartesi itirafı daha...Bazen kelimeler yok oluyor etraftan, zar zor yakaladığım bir kaç tanesiyle ancak cümle kurabiliyorum.Ne dile dökülüyorlar, ne yazıya.

Kitlendim ben bugün.Ruh halim her halime yansıdı.Bulutlu buralar...

20 Eylül 2010 Pazartesi

Pazartesi İtirafı

Başkalarının hayatlarındaki terslikleri gözmezden gelemiyorum ve düzeltme çabalarım oluyor.Özellikle karşımdakine verdiğim değerle orantılı oluyor bu karışma şiddetim.Düzel, düzelt, yapabilirsin vs. gibi kelimeler çok çıkıyor ağzımdan.

Haddim değil, aslında her zaman "uyarmak değil örnek olmak" olmalı felsefem.Ama sanki herkes gözüne bir perde indirmiş.Ya da bana hep öyleleri denk geliyor.

İtiraf 1: Takıntılı insanlar hep beni bulur.
İtiraf 2: Başa dönelim, evet bu onları hayatı karşımamalıyım.
İtiraf 3:Karışmadığımda kendimi gereksiz yere sorumlu hissediyorum ve buna engel olamıyorum.
İtiraf 4: Ben ilişki ya da gelişim gurusu değilim, biri bir gün bana bunu haykırırsa hak etmiş olacağım.

13 Eylül 2010 Pazartesi

Pazartesi İtirafı,Inception ve Mal

Ayaklarım geri geri gidiyor.Bugün aklımdan geçen hep buydu.Nedir derdim anlamıyorum.Kimilerine göre iyi denebilecek bir gelirim, kimilerine göre iyi denebilecek bir iş ortamım ve kimilerine göre iyi denebilecek bir ev yaşantım var.Ama her iyi, herkese göre iyi midir?İyinin anlamı tam olarak nedir ya da iyi sadece kendi halindeyken eksik değil midir?

İyiyim.

Her gün bunu herkese söylüyorum.İyiyim çünkü nefes alıyorum, iyiyim çünkü sağlıklıyım.İyiyim çünkü iyi olmam için sebeplerim var.Peki mutlu olmak nedir?Mutlu olmak için iyi olmak yeterli mi?

Mutlu olmak için şuan yaptığım bazı şeyleri yapmıyor olmam gerekiyor sanki.Mutlu olmam için etrafımda yaşayan %99'luk kitleyi duymamam lazım.Mutlu olmak için risk almam lazım.Risk alıp, çabalamam lazım.Çabalamaya gücüm var mı?%99'a karşı durabilir miyim?Toplum değerleri beni yutarken ben başım dik durabilir miyim?

İnception'u izledim.Mal gibiyim.Eveett genel olarak mal gibiyimdir ama bu sefer Cobb'un eşi Mal gibiyim.Araf'a sıkıştım.

Hangisi gerçek bilemiyorum.Yaşadıklarım mı, yaşamak istediklerin mi?

22 Ağustos 2010 Pazar

Pazartesi İtirafı

Hafta sonu sorguladığım şey "vefa" oldu.

Keşke daha vefalı bir insan olsaydım dedim.

Her güne günü kurtarmak olarak bakıyorum.İş biter, eve gidilir, çocukla uğraşılır ve gün biter.İşte iş düşünürüm, evde sadece ev ile ilgili konuları.Ama benim bu basma kalıp beynim sadece onları düşünür.Annesini, babasını, kardeşini düzenli aramayı planlamaz.Onları hatırlatacak herhangi bir olay olmadığı sürece aramaz onları.Ne acı değil mi?

Bir de bunun arkadaşlar, akrabalar ve eski dostlar kısmı var ki, ben de içler acısı.

Kim kardeşinin telefonunda "hayırsız" olarak kayıtlı olmak ister ki.Yanındayken dost olan ben uzaktayken unutur seni.

Tonlarca arkadaşım var, onlar beni aramadan benim onları aramadığım.Bunun bir açıklaması yok, kasti yapmıyorum.Dalgın mıyım? Hayır..İlgisiz, soğuk biri miyim? Hayır.Unutuyorum işte ne saçma değil mi?

Bu bir "Pazartesi İtirafı"ydı.

Okuyan ve bu konuda bana sinir olanlar varsa lütfen beni arasınlar, çünkü ben bugün de sizleri aramayacağım biliyorum.